Çok uzaktan geldim
O uzaklara bile
Uzaklardan geldim
Geldiğim yerli değilim
Buralı da olamam
Bir kuluyum rabbimin
Mezar yerim
memleket olacak
Benim de hatırlamadığı tatlar yüreğimde
Başka bir ruhun hafızasıyla geldim
Dün müydü - sabah mıydı sanki
Ankara mıydı yoksa bir yer miydi
Uyandım ki devlet gibi işlerimdi
Öptüm ki ağzı çöl gibi kuru kadındı
Öptüm ki kar topu gibi memeliydi
Üç akşam mıydı öyle uzaktım ki
Bİr ermeniden vurulmuştum sarıkamıştı
Kalem kağıt yoktu yazılmamıştık
Künyesi kaybolmuş cesetlerdik ki
Bir akşam hayal ettik döndük
Köy yamacında tüten bacamızdı
Evde karılarımız ki ataş gibi solucak
Dağılan bir vatanın evlerinden geldim
Güz gibi gömdülerdi bir ölüyü
Su kanalına düşeli beş ay olmuş
Mezar taşına yazmışlar su kanalında bulunan kadın
Ne girişimi ne ölüsünü soranlar olmuş
Kış mıydı neydi allah bilir sadece
Kundaklara sarılmış bir kız ki adı hatice
Belki öyle belki değilse bile
Kaderini bilse annesi ne söylerdi allaha
Su kanalında bulunan kadın
Kime göre
Neye göre
Plevne sırtlarındaki sakallı adamlaydım
Nehir akmıştı çıkarılmıştı plevneden
Yüzbin gün önce miydi barut muydu
Patlamış mıydı, sancı mıydı, hep yalan
Yenilgiydi kutsanan ölümlüydü ey paşam
Yorulmuştuk yıkılışlara doğmaktan
Bu şenlikler ki gelmekten ibaret
Ve her zaman nedense şimdi ki zaman
Alın ki kaygıları muğlada bir şezlongta
Tarih ölsündür ve unutulsun tüm yazan
Çakırkeyif boğulmak bir denizde
Yüzlerce insanla kendi içinde bir yaşam