lirik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lirik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2021 Salı

Anneciğim Üzülme Bu Mezar Benim

 


Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Topraklarım çorak
Topraklarım sarı
Susuz kaldım ve yalnızım
Senden önce öldüm affet
Yine eve geç kaldı
m
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Gidiyordum bir yere
Allah vardı orada
Niye bilmiyorum
Allah vardı her yerde
Anneciğim üzülme
Yine yanlış yaptım
 
Anladım hayatı yoruldum bile
Üzülme diye dirilirim ben
Ben dirilmezsem
Sen ölürsün belki de
Söyle bana
Niye korktuk ölümden
Anneciğim üzülme
Bu günah benim
 
Sen beni böyle seversen
Allah beni yakmaz
Şehri alabora ettim
Şaşırttım herkesi diye
Bak öldürdüm korktuğun kim varsa
Kurşunlar, kan kusan abiler
Ayıktım ben sarhoşken bile
Bana öyle benler verdiler
Ölmelerle bitmedi
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Kuşlar da öldü anne
O güzel kızlar da
Karanlık ruhumla
Karanlığa boğdum dünyayı da
Şeytan bile yapma dedi
Yaptım ben yine de
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
 
Kapıları çaldım kimsin dediler
Benim dedim
Kendimi hiç bilmeden
Şimdi duruldum büyüdüm ve öldüm
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Topraklarım kurudu
Güneş yaktı beni
Çürüdü cesedim
Susuzluktan ağladım
Bana su bile vermediler
Geceleri soğuktu
Lavanta kokmuyordu
Yorganların gibi kalın değildi
Sevmedim
Bana biçtikleri kefeni
Anneciğim melekler bile
Senin kadar sevmedi
 
O bozkırın ortasında ordayım
Kırılmış mermerleri mezarımın
Gözlerim çürümüş
Çürümüş bedenim
Allah’ı kızdırmış
Arzularım, hislerim
Ne gelen olmuş ne giden
Yemi olmuşum böceklerin
Geç olmuş ama anlamışım
Boşluğunu her şeyin
 
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
Yeryüzünde ben de
Artık bir yere aitim

30 Ekim 2021 Cumartesi

Balçık Gibi Karanlık


 
BALÇIK GİBİ KARANLIK
 
Geliyorum Allah’ım
Söyle hangi camidesin.
 
Sana suç atmıyorum,
Tüm suç benim.
Yaşamıyorum ben,
Yalnızca taklit ediyorum.
Allah’ım ne olur söyle, hangi camidesin.
 
Sen her yerdesin tamam da,
Söyle ben neredeyim?
Beni alıp attılar o hikayeden,
Seni düşünüyorum diye
O iş yerinden kovdular,
O şarkıların hiçbirine almadılar.
Yoruldum belki, 
        Yaşamaktan kendimi.
Geliyorum Allah’ım,
Ben günahkar bir çocuğum.
 
Otobüsler, apartmanlar, şehir meydanları
Yalnızlığı karıştırıyor yüreğimde,
Yalnızlık diyorum, bu mu?
Bu beni çığırtan, bulanık gerçek.
Kaçmalıydım oradan,
Korktum karışmaktan aralarına.
Çaresizdim,
Onun saçlarını aldım,
Diğerinin burnunu, birinin ellerini,
Başka birinin kokusunu.
Ne kaldı geriye benden?
Yalnızlığı tanımlayacak kadar,
Yaşayamadım.
 
Bakamam bu şehre, yüksek bir yerden.
Yüreğimi deliyor,
O çirkin gökdelenler.
Buradan da Allah’ım buradan da,
Cehenneme bilet alabilir miyim?
Yer beni çektiğinden.
İyi de tüm bunlar nasıl?
Nasıl almış yerini böyle nesneler?
Uzaklıklar, yakınlıklar, yataylıklar,
Ve dikeylikler….
İnsanı çıldırtan bu karışım,
Niye ve nasıl yaptın,
Bu şekilleri  Allah’ım?
 
Bilmiyorum, ne olur sormasınlar.
Niye bu kadar dalgınım.
Kendimi anlamadığımdan,
Anlamıyorlar beni,
Senin adına konuşan o kulların;
Dur biraz diyorlar, az düşün,
Hayat adım adım yürüyor,
Duruyorum şimdi orada,
Aradığım her şeyi buluyorum.
Bu değil, bu değil, bu da değil.
Ne var dünyamızda,
Yitirmekten başka?
 
Biliyorum o yolları aslında.
Tamam Allah’ım geliyorum.
Nasıl diye sormasınlar.
Kusarsam kendime gelirim,
Belki birazcık uyursam,
Belki birazcık duayla
Bir sabah iyileşebilirim.
Gelirim kendime, gelirim, geliyorum.
Niye kaçtık bu kadar zaman?
Bir mevsimi ıskaladık o karanlıkta,
Niye?
Bilmiyorum.
 
Zaten bu yaz erken bitti,
Yalnızlık iğreniyor yüreğimden diye.
Neden diye soruyor hep,
Köyde duvarda asılı olan o tüfek.
Ölemem ben, yaşamadığım için.
Ölemem.
Üzülen yerlerim köreldiği için.
İstemiyorum, isteyemiyorum diye,
Sızıyorum  tenlerinden içeri,
Seni seviyorum diyen o sahtekara,
Soruyorum: Hangi beni?
Ben mi kaldı bu karanlıkta?
O değil, o değil, o da değil.
Onların hiçbiri ben değilim.
 
O karanlıkta ben,
Sakalları çocuk yüzlerini çizen bir ayyaş.
Onlar gülüyorlar orada, gözleri kısılıyor.
Onlar gülüyor diye,
Yaşar gibi oluyorum birden.
Büyümediğim geliyor aklıma,
Sonra yaşamadığım,
Sonra karanlık bir batakhanenin,
Sonra pasajlarda gizlenmiş delilerin,
Sonra çocukluğu öldüren o kadınların,
Yanlarında uyanıyorum.
 
Allah’ım ben,
Gözlerim kapanınca,
Hep uygunsuz bir yerde vuruluyorum.
Allah’ım sen, aslında bir rahatlıktın.
Allah’ım yoruldum.
Geliyorum ama,
Geldiğim yer de senin,
Gittiğim yer de.
Biliyorum tüm suç benim.
Çok güzelsin,
Göğünle, denizinle, kadınınla.
Geliyorum Allah’ım,
Kurtar beni onlardan.
Beni
Kurtar
Kendimden.

 

2 Ocak 2021 Cumartesi

Sürgündeki Köle







Var mıyım? Sorma! Bu acıların en büyüğü!
Buymuş demek herkesin hayat diye övdüğü.
Varım işte! Bilmem ben yok olduğum anları.
Ben değilsem kimdir ki, şu aynada gördüğüm?

Bir taş olsaydım basıp geçselerdi üstümden.
Böylece kurtulurdum, sırtımdaki yükümden.
İstemezdim o vakit: Suyu, ekmeği, aşı.
Anlamazdım o zaman, kadınlardan, güllerden.

Ne nazdır bu Rabbim, ne de yersiz bir sitem.
Bir imtihandır bu, geri gelmiyor bir giden.
Yine de söylüyorum sığınarak affına;
Keşke alsaydın canımı ben henüz çocukken.

Geçti gitti sürgünümün çeyrek yüzyılı.
Düşündüm durdum, kırka yardım bir kılı.
Bir yanım da cennet, bir yanımda cehennem.
Anlamadım ki gitti! nedir bunun anlamı?

5 Aralık 2020 Cumartesi

Aylak Olma Özgürlüğü







Yine bir kavgaya sokmak isterler beni.

Korkuturlar açlıkla,

Sefaletle, kadınsızlıkla korkuturlar!

Korkuturlar bir çocukluk anısına benzeyen,

O güzelim yaşamdan atmakla korkuturlar.

 

Yine de yılmak istemem ben,

Yılların içinde çırpınıp dururken!..

 

Dökülür beyaz çamdının kireçleri,

Sular kesilir, bir gece lambalar söner.

Sevdiğim kadınsa başkasıyla evlenir.

Olsun, varsın böyle yazılsın kader

Hiçbir şey yapmamak, acıyı seçmekse,

Yine de aman dilemem, o kirli kalplerden.

 

Kiminin hikayesi yarıda kalır.

Benimki, hiç başlamaz bile!...

 

Düşünmek isterim yüzyıllar boyunca,

Zamanı, mekanı yahut manayı…

Düşünmek bir kirli yastık üstünde.

Hiçbir harekete girişmeden düşünmek!

İstemem onların davasını, derdini.

İstemem onların sahtekar sevgisini.

İstemem bu kölece yaşamı,

Bir çatlak pencereyle yetinirim.

İstemem onların canımı isteyen,

Sadece kendilerine yeten: bu düzenlerini!

 

Yılmak, bize sunulan her şeyden:

Rüyanda boğulduğunu görmek her gece!...

 

Ben zaten yaşamıyorum günlerin içinde.

Ayları, yılları ve kavuşmayı da bilmem.

Bilmem ben huzurlu evlerin yolunu,

Bilmem ben deliksiz uyunan uykuyu.

Solup gitsin ömrüm:

Boynu  bükük solgun bir gül gibi.

İstemem onların bana can verecek suyunu.

 

 

 

 

 


4 Nisan 2020 Cumartesi

Unutulanın Şiiri




Silindi tüm sokaklar hafızamdan,
Bir boşluğa itildim, savrulmadım.
Ne bir koku bıraktılar, ne bir ses.
Unuttular beni, ben unutmadım..

Hiçbir gece çalmadı telefonum
Gizli numaralar hiç aramadı.
Adımı anan şarkılar da bile.
Hiçbiri mi beni hatırlamadı?

Silindi fotoğraflarım bir  gün
Yüzümden bile feragat geldiler.
Silindi yüzleri, kokularıyla.
Ben  bile aynalara bakamadım.

Uzanıp yumuşak bir yatağa,
Huzurla daldılar uykulara.
Hatırlanmadı mı söylediklerim?
Beni sözlerime dek unuttular.

O gözlerdi, güldükçe kısılan.
Sarıldıkça büyüyen yüreklerdi.
Sevgiyle geçirdiğim onca zaman...
Unuttular beni, ben unutmadım.