şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2026 Cumartesi

AİDİYET

Tayinim yeni çıktı bu benliğe
Çok uzaktan geldim
O uzaklara bile
Uzaklardan geldim
Geldiğim yerli değilim
Buralı da olamam
Bir kuluyum rabbimin
Mezar yerim 
memleket olacak

Benim de hatırlamadığı tatlar yüreğimde
Başka bir ruhun hafızasıyla geldim

Dün müydü - sabah mıydı sanki
Ankara mıydı yoksa bir yer miydi
Uyandım ki devlet gibi işlerimdi
Öptüm ki ağzı çöl gibi kuru kadındı
Öptüm ki kar topu gibi memeliydi

Üç akşam mıydı öyle uzaktım ki
Bİr ermeniden vurulmuştum sarıkamıştı
Kalem kağıt yoktu yazılmamıştık
Künyesi kaybolmuş cesetlerdik ki
Bir akşam hayal ettik döndük
Köy yamacında tüten bacamızdı
Evde karılarımız ki ataş gibi solucak
Dağılan bir vatanın evlerinden geldim

Güz gibi gömdülerdi bir ölüyü
Su kanalına düşeli beş ay olmuş
Mezar taşına yazmışlar su kanalında bulunan kadın
Ne girişimi ne ölüsünü soranlar olmuş

Kış mıydı neydi allah bilir sadece
Kundaklara sarılmış bir kız ki adı hatice
Belki öyle belki değilse bile
Kaderini bilse annesi ne söylerdi allaha
Su kanalında bulunan kadın
Kime göre
Neye göre

Plevne sırtlarındaki sakallı adamlaydım
Nehir akmıştı çıkarılmıştı plevneden
Yüzbin gün önce miydi barut muydu
Patlamış mıydı, sancı mıydı, hep yalan
Yenilgiydi kutsanan ölümlüydü ey paşam
Yorulmuştuk yıkılışlara doğmaktan

Bu şenlikler ki gelmekten ibaret
Ve her zaman nedense şimdi ki zaman
Alın ki kaygıları muğlada bir şezlongta
Tarih ölsündür ve unutulsun tüm yazan
Çakırkeyif boğulmak bir denizde
Yüzlerce insanla kendi içinde bir yaşam



9 Kasım 2021 Salı

Anneciğim Üzülme Bu Mezar Benim

 


Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Topraklarım çorak
Topraklarım sarı
Susuz kaldım ve yalnızım
Senden önce öldüm affet
Yine eve geç kaldı
m
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Gidiyordum bir yere
Allah vardı orada
Niye bilmiyorum
Allah vardı her yerde
Anneciğim üzülme
Yine yanlış yaptım
 
Anladım hayatı yoruldum bile
Üzülme diye dirilirim ben
Ben dirilmezsem
Sen ölürsün belki de
Söyle bana
Niye korktuk ölümden
Anneciğim üzülme
Bu günah benim
 
Sen beni böyle seversen
Allah beni yakmaz
Şehri alabora ettim
Şaşırttım herkesi diye
Bak öldürdüm korktuğun kim varsa
Kurşunlar, kan kusan abiler
Ayıktım ben sarhoşken bile
Bana öyle benler verdiler
Ölmelerle bitmedi
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Kuşlar da öldü anne
O güzel kızlar da
Karanlık ruhumla
Karanlığa boğdum dünyayı da
Şeytan bile yapma dedi
Yaptım ben yine de
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
 
Kapıları çaldım kimsin dediler
Benim dedim
Kendimi hiç bilmeden
Şimdi duruldum büyüdüm ve öldüm
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
 
Topraklarım kurudu
Güneş yaktı beni
Çürüdü cesedim
Susuzluktan ağladım
Bana su bile vermediler
Geceleri soğuktu
Lavanta kokmuyordu
Yorganların gibi kalın değildi
Sevmedim
Bana biçtikleri kefeni
Anneciğim melekler bile
Senin kadar sevmedi
 
O bozkırın ortasında ordayım
Kırılmış mermerleri mezarımın
Gözlerim çürümüş
Çürümüş bedenim
Allah’ı kızdırmış
Arzularım, hislerim
Ne gelen olmuş ne giden
Yemi olmuşum böceklerin
Geç olmuş ama anlamışım
Boşluğunu her şeyin
 
Anneciğim üzülme
Bu mezar benim
Yeryüzünde ben de
Artık bir yere aitim

16 Ekim 2021 Cumartesi

Geç Kalış


 
Sonsuz kez nostaljilendik biz orada.
Adımız başka yüzlere denk geldi,
Çoktan yırtıldı güldüğümüz fotoğraflar,
Bırakıp gittiğimiz bile, gitti oralardan.
 
Hem çocuklukta öldü çoktan,
Fazlaydı bu kadar az kalış,
Her şey çoktan oldu, çoktan.
Geç kalmaya bile geç kaldık ya,
Tekrar oldu yaşamak sonra,
Bir tekrar oldu durdu, sürekli tekrar.
Yaşadık durduk, yine yeniden,
Ne diye? Yaşadık durduk biz bu kadar,
Sanki yeni bir şeyler olacak gibiydi.
Olmadı,
Anlaşılıyordu durgun sokaklardan değil mi?
 
Biz gittik ya oralardan sonra,
Zaten onlarda çok kalmadılar.
Tahmin edilmez yüzleri vardı,
Ve kime ait olduğu bilinmeyen o sesleri.
Övünüp durdular içimde, kusamadım.
Biz geldik ya bir kere buraya,
Takılıp kaldım orada.
Kirpikleri kaşına değen bir kadın vardı sonra.
Dedi bana: erken kalkarsan bütün köyü tanırsın,
Gülüşünde sivrilen çeneler vardı, eskisi gibi.
Akarsular yüreğime aktı, hatırladım sonra,
Eskidiğim için, eskisi gibi olamazdım.
 
Bütün köyü tanıdım bir gün, neşesizdik.
Gök kızıllaştığında bile çirkindik artık.
Beklediğim zamanların hatırı vardı duvar tabaklarında,
İbo ölmüştü, çok kişiydik yine de.
Geçmişsiz bir giriftim dağdan inerken bile,
Ağlayacak bir ağaç dibi arıyordum sonra,
Herkesi köyde biri bekliyorken.
 
Doğru: Bırakıp gittiler beni,
Kalbimin kanının bittiği gündü.
Adımı karaladılar tüm hikayelerden sonra,
Bırakıp gittikleri, hiç bırakıp gitmedi.
 

 

2 Ocak 2021 Cumartesi

Sürgündeki Köle







Var mıyım? Sorma! Bu acıların en büyüğü!
Buymuş demek herkesin hayat diye övdüğü.
Varım işte! Bilmem ben yok olduğum anları.
Ben değilsem kimdir ki, şu aynada gördüğüm?

Bir taş olsaydım basıp geçselerdi üstümden.
Böylece kurtulurdum, sırtımdaki yükümden.
İstemezdim o vakit: Suyu, ekmeği, aşı.
Anlamazdım o zaman, kadınlardan, güllerden.

Ne nazdır bu Rabbim, ne de yersiz bir sitem.
Bir imtihandır bu, geri gelmiyor bir giden.
Yine de söylüyorum sığınarak affına;
Keşke alsaydın canımı ben henüz çocukken.

Geçti gitti sürgünümün çeyrek yüzyılı.
Düşündüm durdum, kırka yardım bir kılı.
Bir yanım da cennet, bir yanımda cehennem.
Anlamadım ki gitti! nedir bunun anlamı?

19 Aralık 2020 Cumartesi

TÜRK BONZAİSİ

 




Bulanmıştım bir bunalıma.

Korkuyordum hayattan; ödenmemiş faturalardan.

Okullardan, diplomalardan, matematikten.

Korkuyordum, yaz tatillerinden,

Yarının bize getireceği felaketlerden…

Korkuyordum helal ekmek kazanmayı,

Eşek olmak sanan babalardan, annelerden.

 

Oysa ümitsizlik yavurluk değil miydi?

 

Cennete doğru namaz koşuyor müminler,

Adalelerimiz gergin, boş arsalardaydık biz o zaman.

Cehennemi yudumlarken pet şişelerden; sek ve acı.

Damak tadına uymayan bir rezalet: uyuşturmak.

Hapları yutunca fazla salgı dopaminle,

Kritik bir şüpheyle,

İsa peygamberle karşılaşmak...

Oysa ne bir hızır geldi, ne uzandı bir el.

Çin malı bir telefonda Küstüm, Gürses.

Bir saç teli, bir paslı cilet.

Bileklerini keseceksin düşüşleri yaşarken…

Tüm bunları Ayşe de bilmeyecek.

 

Uçmak istiyorum deyor,  bankalar peşimde.

 

Kokain: zencilerde,

Araplar aromalı duman, ülke elden gitse bile.

Bonzai ciğersiz Türkler için ancak.

Gerçi ekstazi olmasa, televizyonla uyuşacak.

Bu filmi izleme Ayşe, yine zengi kazancak.

Ayşe parayı seçme, sevgilin ölcek.

Deyor ki: Türk erkeğinde ne gezer vizyon.

Ayşe kendi ayakları üstünde durcak.

Çünkü bu kapitalizmin en sevdiği pozisyon.

Size hiç karı yok: yüz liraya tek seans et.

Sonra gonore, mantar, frenginin birini seç.

Mastürbatör Türk genci, pornolar ne emrediyor?

Para için düzülen kadınları, feminenler görmüyor.

 

Belediye önlerinde bir adet yangın tüpü bulunmalı.

 

Sokaklar istilada,

Bağışıklık kazandık artık,

Ödenmemiş senetler için arayan avutlara.

Yaşayın ölene dek canımız hah çıkacak!

Sıkın dişinizi biraz daha,

Reis bize saray yapcak.

5 Aralık 2020 Cumartesi

Aylak Olma Özgürlüğü







Yine bir kavgaya sokmak isterler beni.

Korkuturlar açlıkla,

Sefaletle, kadınsızlıkla korkuturlar!

Korkuturlar bir çocukluk anısına benzeyen,

O güzelim yaşamdan atmakla korkuturlar.

 

Yine de yılmak istemem ben,

Yılların içinde çırpınıp dururken!..

 

Dökülür beyaz çamdının kireçleri,

Sular kesilir, bir gece lambalar söner.

Sevdiğim kadınsa başkasıyla evlenir.

Olsun, varsın böyle yazılsın kader

Hiçbir şey yapmamak, acıyı seçmekse,

Yine de aman dilemem, o kirli kalplerden.

 

Kiminin hikayesi yarıda kalır.

Benimki, hiç başlamaz bile!...

 

Düşünmek isterim yüzyıllar boyunca,

Zamanı, mekanı yahut manayı…

Düşünmek bir kirli yastık üstünde.

Hiçbir harekete girişmeden düşünmek!

İstemem onların davasını, derdini.

İstemem onların sahtekar sevgisini.

İstemem bu kölece yaşamı,

Bir çatlak pencereyle yetinirim.

İstemem onların canımı isteyen,

Sadece kendilerine yeten: bu düzenlerini!

 

Yılmak, bize sunulan her şeyden:

Rüyanda boğulduğunu görmek her gece!...

 

Ben zaten yaşamıyorum günlerin içinde.

Ayları, yılları ve kavuşmayı da bilmem.

Bilmem ben huzurlu evlerin yolunu,

Bilmem ben deliksiz uyunan uykuyu.

Solup gitsin ömrüm:

Boynu  bükük solgun bir gül gibi.

İstemem onların bana can verecek suyunu.

 

 

 

 

 


4 Nisan 2020 Cumartesi

Unutulanın Şiiri




Silindi tüm sokaklar hafızamdan,
Bir boşluğa itildim, savrulmadım.
Ne bir koku bıraktılar, ne bir ses.
Unuttular beni, ben unutmadım..

Hiçbir gece çalmadı telefonum
Gizli numaralar hiç aramadı.
Adımı anan şarkılar da bile.
Hiçbiri mi beni hatırlamadı?

Silindi fotoğraflarım bir  gün
Yüzümden bile feragat geldiler.
Silindi yüzleri, kokularıyla.
Ben  bile aynalara bakamadım.

Uzanıp yumuşak bir yatağa,
Huzurla daldılar uykulara.
Hatırlanmadı mı söylediklerim?
Beni sözlerime dek unuttular.

O gözlerdi, güldükçe kısılan.
Sarıldıkça büyüyen yüreklerdi.
Sevgiyle geçirdiğim onca zaman...
Unuttular beni, ben unutmadım.

8 Şubat 2019 Cuma

Ayna























Yüzümü aynada seninle kestim.
Seninle geçtim bu fırtınaları.
Uzak dağları yakın ettim.
Öyle hayaller kurdum ki,
Mahcup ettim duaları.

Ben iş tutmaz, nasihat arsızı.
Yolların anlamını anladım.
Kelimelerin alevini harladım.
Unuttum unuttum geçmedin,
Yorulduğum yerden sevdim seni.

Yüzün eskimiş bir eşya gibi
Çatlak bir camdan göğe bakmaksın
Karlı bir gece, derin bir nefes almak
İnsanın büyüdüğünü anladığı ilk ansın.

Ben mutsuzluğun, canlı heykeli,
Karıştığım her zamanı siyah edenim.
Düşündüm düşündüm, bir şeyler olmadı,
Bir düşüncenin acısında oyuldum.
Sabahı geçtim,  sonra geceyi buldum.
Zamanın etkisini kavradım.

Adın, varlığımın tek kelimesi,
Sıkıntım, heyecanım, ve varlığımsın.
Öldüğüm yerlerimden döktüm seni.
Diriltip, diriltip yeniden sevdim.

Ben kaybolmuş, arayanı olmayan.
Aynaya bakınca gördüğüm sensin.
Hiç ettim bedenimi ve sözlerimi.
Hiç gereği yokken, çok sevdim seni.



7 Ocak 2019 Pazartesi

Ben Bu Şiiri Sana Yazdım


Ben bu şiiri sana yazdım
Buğulu bir bardağı avuçlar gibi.
Sabaha çok vardı, umut yoktu
Kana kana içtim, kandığımla kaldım.

Kim yakmıştı bu ateşi içimde
Her gelen bir odun attı, harlandı
Ben bu şiiri boynunu görünce yazdım
Ne öptüm ne dokundum, yandığımla kaldım.

Tüm olumsuzluklar, benimle ilgilidir.
Dudak izlerim geçmiştir yenilmiştir.
Unutulmuşumdur, yok olmuş, eskimişimdir.
Bir olmazın peşinde çabalamakla kaldım.

Yeni bir organ gibi uzanıyorken ellerin.
Yer yüzünde sana özgü bir yavaşlıkta
Kar yağıyorken, kuşlar kim bilir ne haldedir?
Tasalarım ağır geldi, saplantımla kaldım.

Ben bu şiiri sana yazdım.
Senin ellerin, ayakların, rujların için.
Kolumun altında kapladığın yeri buldum.
Sonsuz bir sensizliği keşfettiğimle kaldım.

07 Ocak 2019 Kar yağarken.

Çirkin Olmak
















Yüzümü avuçlasam
Ben büyüdükçe çirkin oluyorum
Üstümü örtsen, sobayı yaksan
Ruhumdan çıkmayan kokuyu bulsan
Ben büyüdükçe, ölüm oluyorum
Anneciğim yan odada yaşam kokuyorsun.

Oysa korkutuyor artık beni
Ölümler, krizler, faturalar
Ben, bu dünya için dertlenecek adam değildim
Ben, büyüdükçe çirkin oluyorum.

Ilık sularda yıkasan beni
Yüzüm yeniden yumuşak olsa
Başımı okşasan, sesimi duysan
Adımın yerine geçecek bir renk bulsan
Ben büyüdükçe çirkin oluyorum
Bunu telafi edecek bir yalan bulsan

Herkes yaşıyorken, henüz mezarlar boşken
Bahçeler vardı, akarsular ve evlenmemiş kızlar
Çok korkutuyor beni zaman
Perdeleri savuran şu amaçsız rüzgar.

Yüzümü avuçlasan
Ağlıyorum.
Ben büyüdükce
Çirkin oluyorum.

23 Kasım 23.53 2018

19 Ekim 2018 Cuma

Bulamadım






















Bulamadım
Çok aradım araflarda kendimi
Bulamadım beni, bulamadım.

Yalnızlığım
Yalnız bırakışındandır.
Tanrım doldur gönlümü.
Ben bulamadım.

Ey Tanrım! Sana Rabbim diyebilir miyim?
Arkadaşım, canım, varlığım.
Gözümün nuru, darağacında andığım
İlelebetim, fiziğim, metafiziğim.
Aradığım, bulduğum, doyamadığım
                                          Rabbim. Yalnızım.

Ben,  ben isem.
Nedir şu aradığım?

Tanrım! Pardon Rabbim…
Nedir galaksiler gibi büyüyen,
Genişleyen ve dolmayan.
Bir boşluk, kocaman bir bilinmeyen.

Rabbim,
Yalnızım.


Seni Düşündüm

















I.



Seni düşündüm.

Kendini terk etmiş, bende kalmışsın.
Yanlış hatıram..
Biliyorum sen hiç böyle olmadın.
Biliyorum, ben de hiç böyle sevmedim seni.
Gitmenle  yola çıkan bir sevda bu,
Dönüşünle bitebilir, dönme geri…

II.

Gömleğimin cebinde gül kuruttum.
Gerçekten buna değer misin?
Seni düşündüm.
Dürüldüm kan kuyusu yatağıma,
Yüreğimde iblisin ses tonuyla düşündüm.

Uyudum, uyku dersen buna.
Uyudum kendim, kendimden uzakta.
Uyudum, sen benden gidersin diye.
Uyudum, seni silecek beyaz uykularda.


III.

Seni düşündüm.
Taşıyamıyorum.


2017 Ağustos

Yanılmak
























Ben, bütün gün seni düşünüyorum  Allah’ım.
Nasılda, ne kadar çok her yerdesin sen?
Daha şiirim bitmeden, sonunu biliyorsun.
Biliyorsun, daha ben yola düşmeden, -sen diyerek.
Yolun sonunu göremeyeceğimi biliyorsun.

Tüm kusurlarımı insan olmama bağlıyorum.
Bilerek yanılıyorum, bu yanılmak mıdır?
Olmuyor neyi koysam, kalbimi dolduramıyorum.
Bu beyhude arayış bir son bulacak mıdır?

Ölelim, belki ölümü ansımaktır bu arayış.
Doğru yolu biliyorsam, yanlış yol tercihimse,
Bile bile yanılıyorsam, bu yanılmak mıdır?

Biliyorum, yanlışta gitsem yol sana varacaktır.
Olmuyor neyi koysam, kalbimi dolduramıyorum.
Zaman geçiyor, mekan değişiyor, son geliyor.
Geldiğim yerlerden, kendimi getiremiyorum.


Kauai O'o




















Hiç yoktan bir yabancı olur insan

Bir sabah uyandığında bir yabancı olur
Uvuzları, ismi, hattıraları
Yıllardır bilinçsizce tekrarladığı ritüelleri
'Ben' dediği ne varsa, bir sabah kaybolur.

Sığamadı  şu hudutsuz bahçene
Senin kulun, rengarenk kuşlarını yok etti
Şehvetin hevesiyle diş geçirilen tenlerin
Sabahı göremeyen arzularına daldı
Sevmeyi, sevilmeyi kaybetti.

Bir sabah 'ben' dediği ne varsa,
Kablolarla bağlanmış, boşa giden zamanlarda
Bir daha dönmemek üzere
Geçti, geçti ve gitti sonsuza kadar.

Bu çağda yaşamaktan, fena halde perişan,
Olağan bir galip gidemeyiş, her vakit
Peki nedir senin bizden istediğin?
Sabahı göremeyen aşkların uzağında,
Bizim birbirimizi sevmemiz.

2018 Ağustos

26 Mayıs 2018 Cumartesi

Böyle Geceler
























Beni neden yeniden sevmiyorlar?
Böyle gecelerde,
Bir daha sevmiyorlar yeniden.
Unuttuğum halde.

Göğsüm doluyor zamanla,
Yorgunluğu soluyorum.
Bırakıyorum kendimi, kendimden.
Düşüyorum...
Yeni bir kendime.

Beni neden yeniden boğuyorlar?
Kendi içimde, kendimle.
Yoruldum kaçamıyorum.
Benliğimden.
Beni.
Unuttuğum halde.

Hiç sevmemiş gibi.
Sanki ilkmiş gibi,
Yeniden.
Böyle gecelerde.
Sevmiyorlar neden?

2017

24 Mayıs 2018 Perşembe

Gece


























Gece
İçime yansıyorken,
Kalbimin katranını kusuyorum.
İtina ile yalnızlık kelimesini doldurup.
Suretim,
Gözlerimin altında halkalanıyor.
Bir ölü,
Yıllardır gelip düşüme girmiyor.

Bekliyorum,
Bir şeyleri, bir şeyler yokken.
Beklemeye alışan yüreğime,
Mahcubum yeni düşlerle besleyememekten.
Açım,
Saçı rüzgar gören o imana.
Reçetesi kavuşmak olan hastalıklara,
Düşmek istiyorum.

Gece,
Ruhumun çatlağından
Sızıyor gönlümün yaralarına dek.
Bir ölü yıllardır gelip düşüme girmiyor.
Özlüyorum,
Kendimi ve kendimi bildiğim günleri.
Yitirdim beni.
Bensizim.

2017